Sanatla Gezmek

Nereden nasıl başlasam bilmiyorum. Atalarımızdan kalan gezme geni bende lise sonlarına doğru can buldu. Aslında hepimiz bu gene sahibiz sadece bazılarımız hayata geçirebiliyor. Hayata geçirebilmenin de sırrı cesaret elbette.

Gezmek, sosyal medyanın vazgeçilmez hale gelmesi çok farklı bir boyuta geldi. Hangimiz gezdiğimizde fotoğraf yahut yer bildirimi paylaşmıyoruz? Hepimiz sevdiklerimiz gezdiğimiz yerleri, yaptığımız şeyleri göstermek için bir yarış halindeyiz. Her neyse ben bunu anlatmayacağım, anlatacağım şeyin bir parçası bu konu. Ben size 1 yıl öncesine kadar Türkiye’de sadece birkaç il gezmişken nasıl 17 ülke 35 şehir gezdiğimi anlatacağım. Çıkarın defteri, kalemi not alın!

Ergenliği bitirmeye yakın üniversite çağlarına geçiş yapacağım dönemde idrak edebildim içinde yaşadığım hayatın monotonluğun hayatımı sıradanlaştırdığını. Bir kez yaşayacağımız şu hayatta sıradan kelimesini kullanmak kadar kötü bir şey olabilir mi? Evden okula, okuldan dershaneye, dershaneden eve. Ders çalış, bilgisayarda zamanını boşa tüket. Hepiniz bu manzarayı yaşamışsınızdır. İşte bu monotonluğu idrak ettiğimde gelecekte de farklı varyasyonlar kazanıp hayatımın sıradan da kötü bir hal alacağını anladım. Monotonluktan kurtulmanın yolu da basit hayatına renk katmak. Bu rengi değişik hobilerle katmaya çalıştım fakat kısa süreli sonuçlar aldım. Uzun süreli hatta kesin sonucu gezme fikriyle kattım.

Çevremde pek fazla gezen insan olmamasına rağmen böyle bir radikal karar almam şaşırtıcıydı benim için. Dedim ya gezdiğim toplasan Türkiye içerisinde 2-3 şehirdi o da aile gezileriyle falan olmuştu yani. Akvaryumda yaşayan bir balıktım anlayacağınız ve gözümü okyanusa dikmiştim. İlk adımı otostopla İzmir’e giderek attım. 10 saat sürmüştü hiç unutmam. Zor gelmişti fakat döngüyü kırmıştım, hayatıma renk gelmişti. ”Otostop yapma tehlikeli, kimin ne olduğu belli değil, burası Türkiye” gibi cümleleri kulak ardı ederek kendim için büyük insanlık için küçük bir şey başarmıştım. Daha sonrasında ailemi ikna edip İngiltere’ye dil okuluna gitmek istedim. Ailem benim için çok şeyden feragat ederek beni dil okuluna yollamayı göze aldı fakat reddedildim hem de 2 kere. Bu bana bir hayli pahalıya patlamıştı. Sonrasında annemden 400₺ kadar para alıp ”Madem İngiltere’ye gidemiyorum, ben de Türkiye’yi gezerim o halde. Ege-Akdeniz turuna çıkıyorum anacığım” diyerekten ucuz yollu kamp malzemeleri alarak yola çıktım. Bütün yazımı Ege-Akdeniz kıyılarında dolaşarak geçirdim. Pek çok insan tanıdım, onlarca şehir gördüm, festivallere katıldım. Tüm yaz için yalnızca 700₺ (1 haftalık bir otelde tatil 900-1000₺ falan o dönem) harcamıştım. Akvaryumdan denize geçmiştim. Ama bir süre sonra bu da kesmedi beni. Gözüm okyanustaydı. Aileme tekrar yurtdışı konusunu açtım. Fakat annem yurtdışı için ayırdığı parayı yaşadığı bir sağlık sorunu için harcamıştı. Sağlık her şeyden önce gelir! Yurtdışına gitmek istiyordum fakat bunun için para yoktu. Düşünmeye başladım, nasıl yurtdışına çıkabilirim? Aklıma farklı birçok fikir geldi fakat karton bardak çizme fikri en ağır basanıydı. Çünkü Starbucks ve onlarca kahve firması her gün kahve satıyordu. İnsanlar kahve içmeyi seviyor, içtiği kahveyi sosyal medyada paylaşmayı seviyordu. Tabi, bunları daha öncesinde de biliyordum hatta arkadaşlarıma hediye olarak bardak çiziyordum. Tüm bunları birleştirerek bu işi yaparak para kazanabileceğim fikri doğdu.

12 bardak çizdim ve sokağa çıktım. İnsanlardan çok güzel tepkiler aldım ve bu beni daha fazla insana ulaşabilmek adına bir isim bulup sosyal medya hesapları açmaya yöneltti, Seyyahart. Hayalimi özetleyen 3 kelimenin birleşimi seyyah (gezen bir insan olmak), art (sanat yapmak) ve seyahat (etmek). Sosyal medya hesaplarımı açarken mottomu bardak çiz sat ve kazandığın paralarla gez. Gezdiğin yerlerde de kendin için çizim yap, anı biriktir.

Sanatımla okyanusa girdim. 17 ülke 35 şehir gezdim. Bitmek bilmeyen bir serüvenin içerisine girdim. Monotonluktan uzak, bilinmeyene yolculuk. İşte benim hikâyem sevgili okuyanlar

Destek Ol

Bu kadar yeri çizip sattığım bardaklar sayesinde gezdim. Her türlü desteğe açığım. Bardak istemiyorum ama ufakta olsa çorbada tuzumuz bulunsun derseniz işte hesap numaram.

Berk Armağan
Yapı Kredi
IBAN: TR41 0006 7010 0000 0046 5087 26